Eski imzaları; Superheroes of BMX, The Angel Range, Diet ya da Union desek, şimdilerde pek bişey ifade etmeyebilir fakat Bloc Party denince artık akıllara gelen ilk şeyi tahmin etmek çok da zor değil çünkü dinledikten sonra başınıza geleceklerden habersiz, sessizce arşivinize yolladığınız şarkıları, her dinleyişte ayıltan bir alarm sesi gibiydi. Yani The Silent Alarm.Vokalist Kele Okereke’nin 2003 yılında bir Franz Ferdinand konserindeyken, grubun vokalisti Alex Kopranos ve Radio 1 dj’lerinden Steve Lamacq’a uzattığı demonun, 2005 yılında ellerine bir albüm olarak geri dönmesinin ardından grup, bu sene 5 Şubat’ta ikinci kez karşımıza çıkıyor ve tadına bakılacak yeni bir albüm sunuyor. Hernekadar 2. albüm sendromunun olası semptomlarından nasibini almış ve hayal kırıklığına uğramaya hazır halde bekleyen kitleyi şaşırtmamış olsalar da, grup bence bu albümle şanslarını zorlamak yerine katlamak ve çok daha sağlam bir temel atmak üzre.
A Weekend in the City’nin ilk albümle tek ortak noktası, 2 sene arayla aynı aylarda yayınlanmış olmaları. Çünkü bu album, ilkine kıyasla daha yumuşak ve karmaşık. Yumuşak, çünkü şarkı sözleri ön plana çıkıyor. Karmaşık olması ise albümü ‘metropollerdeki yaşam gürültüsü’ne benzetmelerinden kaynaklanıyor. Yani ilk albümden hoşlananları hayal kırıklığına uğratmamak için verilebilecek neredeyse tek bir örnek var, o da; Hunting for Witches. Geri kalanları ise albümün geneline hakim olan sisli şehir havasını temizlemeye az da olsa yetiyor fakat kesinlikle ilk albümdekiler kadar etkileyici değiller. Ama buna rağmen kendilerine has olanı korumak konusunda oldukça başarılı olduklarını da eklemek gerek. Bu yüzden ilk albümle kıyaslama kısmını boşverir ve sadece bildiğiniz Bloc Party’nin bilmediğiniz kısımları olarak keşfe koyulursanız, bu albümü beğenebilirsiniz.
Merak edilen bir albümün ilk kez dinleneceği yerin ve zamanın, ardından yüklenecek anlamları kalıcı kılması açısından önemli olduğunu düşünen kişilere tavsiyem ise bu albümü kalabalık bir Cumartesi akşamı sonu, eve dönüş yolunda, yorgun fakat eğlenceye doyamamış bir şekilde dinlemeye başlamanız.Çünkü yüksek ihtimalle, henüz yolun yarısındayken geri dönüp eğlenceye kaldığınız yerden devam etmek isteyeceksiniz.
No comments:
Post a Comment